Cittaslow KKTC

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Cittaslow süreci, 2013 yılında Yeniboğaziçi Belediyesi’nin uluslararası Cittaslow ağına katılmasıyla başlamış ve böylece Yeniboğaziçi, ülkenin ilk “Sakin Şehri” olarak tarihe geçmiştir. Bu üyelikle birlikte, Cittaslow’un “Sertifikalı Şehirler” listesinde ilk kez “Turkish Republic of Northern Cyprus” ifadesi yer almış; KKTC, uluslararası bir sivil ağ içinde görünür hâle gelmiştir. Sürecin devamında 2015’te Lefke, 2016’da Mehmetçik–Büyükkonuk Belediyesi’nin Uluslararası Cittaslow Ağı’nın Ulusal ağ için en az üç belediye kriteri sağlanmış olup,  9–11 Aralık 2016 tarihlerinde Mehmetçikte gerçekleştirilen toplantıyla “Cittaslow Kuzey Kıbrıs Ulusal Ağı” resmî olarak kurulmuştur. 2018’de Geçitkale–Serdarlı ve 2019’da Tatlısu Belediyeleri’nin da Cittaslow unvanını almasıyla da Cittaslow hareketi ülke genelinde yayılmış ve KKTC’de güçlü bir yerel yönetim iş birliği ağı oluşmuştur.

belediyeler

Cittaslow KKTC Ağı, Uluslararası Cittaslow Birliği içerisinde 33 ülke tarafından temsil edilen ulusal ağlardan biri hâline gelmiştir. Bu adım, KKTC’nin uluslararası temsiliyetini güçlendirmiş, ülkenin kültürel kimliği ve yerel yaşam biçimi uluslararası platformda görünür bir değer olarak kabul edilmiştir.

Cittaslow KKTC Ağı’nın oluşmasıyla birlikte ülkenin farklı bölgeleri, yerel kimliğini korumayı, yaşam kalitesini artırmayı ve sürdürülebilir kalkınmayı merkeze alan ortak bir vizyon etrafında birleşmiştir. Bu ağ üye belediyeler arasında dayanışma, deneyim paylaşımı, ortak projeler ve yerel üreticilerin desteklenmesi gibi alanlarda güçlü bir işbirliği zemini yaratmaktadır. Yerel kültür, doğa, tarım ve geleneksel yaşam pratikleri yeniden ön plana çıkarılırken; bu değerler hem korunmakta hem de gelecek kuşaklara aktarılmaktadır.

Cittaslow hareketi aynı zamanda turizme yeni bir yaklaşım kazandırarak “yavaş, nitelikli ve sürdürülebilir” bir turizm anlayışının gelişmesini desteklemektedir. KKTC’de deniz ve güneş eksenli turizme alternatif olarak kültür, tarih, ekoloji, gastronomi ve kırsal deneyimlere dayalı yeni cazibe alanları ortaya çıkararak vizyon olarak tüm yılda devam eden turizm anlayışını benimsemiştir.

Bu gelişmeler, Cittaslow KKTC Ağı’nın yalnızca bir bölgesel model değil, aynı zamanda ülkenin geleceğini şekillendiren bütüncül bir yaşam vizyonu sunduğunu ortaya koymaktadır. Yerel kimliği, doğal zenginlikleri ve sakin yaşam kültürünü koruyarak turizme yeni bir yön veren bu ağ; toplumun refahını yükselten, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen ve KKTC’nin uluslararası alanda saygın bir konum edinmesine katkı sağlayan güçlü bir yapı olarak çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir.

 

Cittaslow Nedir?

cittaslow

Cittaslow hareketi 1999 yılında Greve in Chianti’nin eski belediye başkanı Paolo Saturnini’nin vizyonu doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Paolo Saturnini yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla kentlerin kendilerini değerlendirmelerini ve farklı bir kalkınma modeli ortaya koymaları fikrini ulusal boyuta taşımıştır. İdealleri kısa zamanda Bra (Francesco Guida), Orvieto (Stefano Cimicchi) ve Positano (Domenico Marrone) belediye başkanları ve Slow Food başkanı Carlo Petrini tarafından benimsenmiştir. Günümüzde 28 ülkede 182 üyeye yayılan Cittaslow hareketinin amacı Slow Food felsefesini kentsel boyuta taşımaktır.

YAVAŞ YAŞAM

Yavaş yaşamak, hayattan zevk alabilmek, sevdiklerimize ve kendimize zaman ayırabilmek, hız için dünyaya zarar vermemektir. Arkadaşlarımızla yürürken kahve içmek yerine oturmak ve onlara zaman ayırmaktır. Hayatın hızlı gidersek erken varacağımız bir varış noktası yoktur, önemli olan hayatımızı nasıl yaşadığımızdır, her geçen anın değerini bilmemizdir.

KENT RUHU

Her kentin geçmişinden gelen, kentin tarihi, yerel özellikleri gibi unsurlarından oluşan bir ruhu vardır. Kent ruhu bir anda oluşturabilecek bir şey değildir ancak yanlış politikalar sonucu bu ruhunu kaybetmesi oldukça kolaydır. O topraklarda yaşayan uygarlıkların, üretilen ürünlerin, söylenen şarkıların, yazılan şiirlerin, dostlukların, yaşananların birikimi olan bu ruh bir kenti diğerlerinden ayırır. Cittaslow, kent ruhunun korunarak kalkınmasıdır.

SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA

Küçük kentlerde istihdam ve sosyal olanakların eksikliği nedeniyle özellikle gençler büyük şehirlere göç etmektedir. Ekonomik gücü olmayan kentler zamanla ölmektedir. Kentin kendi kimliğine sahip çıkarak kalkınması mümkündür. Kentin doğasına, esnafına, kültürüne, tarihine, yemeklerine, ürünlerine saygı duyarak bir kalkınma sahip çıkarak geliştirmesi sosyal ve ekonomik hayatın canlanması kentin ayakta kalması için şarttır.

YAVAŞ YEMEK

Yemek yemek kalori alımına yönelik mekanik bir eylem değil sosyal bir tercihtir. Yemek yeme tercihimiz tohumu, tarlada çalışan işçileri, mutfak endüstrisini, doğaya verilen veya verilmeyen zararı, mutfak çalışanlarını ve daha birçok unsuru etkilemektedir. Yavaş yemek iyi, temiz ve adil gıdayı tercih etmektir.

CITTASLOW FELSEFESİ

Küreselleşmenin etkisiyle şehirler hızlı çalışılan, hızlı yaşanılan ve üretmekten çok tüketen, kendi kendine yetmeyen yaşam alanları haline gelmiştir. Kentler, kuruluş amaçları olan insanların bir arada güven içinde yaşadıkları yerler olmaktan çıkmış, insanların daha hızlı hareket etmeleri ve daha hızlı çalışmaları için tasarlanan mekanlara dönüşmüştür.

İnsanların birbirlerinin sıcaklığına sığındıkları, sosyalleştikleri, el emeklerini birbirlerine sundukları sosyal korunaklar olmaktan gittikçe uzaklaşan kentler, insanların tüketim için yaşadıkları sahneler halini almıştır. Yaşamın hızlanması sonucu insanlar daha hızlı yemek yemek, daha hızlı alışveriş yapmak, gidecekleri yere daha hızlı varmak için belli bir tempo içinde koşturup durmaktadırlar. Bu yaşam tarzı bakkallar, manav, terzi gibi küçük esnaf yerine AVM’leri, çocuklarımızın oyun oynayacağı alanlar yerine otoparkları, daha çok park ve yeşil alan yerine geniş otoyolları hayatımıza sokmuştur.

İnsanın en önemli değeri olan kısıtlı yaşamını sağlıksız yiyecekler, hava kirliliği, trafik, yalnızlık ve tüketimle harcaması modern yaşamın vazgeçilmezi olarak sunulmuştur. Popüler kültürün de desteklediği hayatı yaşamak için zamanı olmayan, işine arabasıyla hızla giden, oturup kahve içecek bir yarım saati bile olmadığı için yürürken kahvesini içen, yetişmesi gereken bir yerler olduğu için yemekten zevk almak yerine ayakta hızlı bir şekilde “beslenen”, komşularını veya yerel esnafı tanımayan modern insan modelinin sürdürülebilir olmadığı ortadadır. Bu yaşam tarzı modern insanda depresyon, kalp hastalıkları ve kanser gibi birçok hastalığa neden olmasının yanı sıra; kentleri de sürdürülemez hale getirmiştir.

Hızlı yaşam tarzının oluşturduğu kentler artık kendi kendine yetmemektedir. Bu kendi kendine yetmeyen kentler de, sadece yakın çevresindeki değil, dünyanın birçok köşesindeki kaynakları, üstelik binlerce kilometre uzaklıktan getirterek yok ederken, aynı zamanda hem doğayı hem insanları tüketmektedir. İnsanların daha çok tüketmesi, bir yerden bir yere daha hızlı gitmesi için tasarlanan kentler insanları doğadan ve birbirlerinden kopartmış ve tek alternatif haline gelmiştir.

Tüketim odaklı hayatın insanlara mutluluk ve huzur getirmediği, insanların farklı bir yaşam biçimi aramaları kentsel boyutta Cittaslow hareketini ortaya çıkarmıştır.

Cittaslow felsefesi yaşamın, yaşamaktan zevk alınacak bir hızda yaşanmasını savunmaktadır.

Cittaslow hareketi, insanların birbirleriyle iletişim kurabilecekleri, sosyalleşebilecekleri, kendine yeten, sürdürülebilir, el sanatlarına, doğasına, gelenek ve göreneklerine sahip çıkan ama aynı zamanda alt yapı sorunları olmayan, yenilenebilir enerji kaynakları kullanan, teknolojinin kolaylıklarından yararlanan kentlerin gerçekçi bir alternatif olacağı hedefiyle yola çıkmıştır.

"Yavaşlığın düzeyi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın düzeyi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Bir şey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır."

- MILAN KUNDERA -