Cittaslow Yeniboğaziçi – Huzurun ve Doğallığın Başkenti
Ülkemizin doğu sahil şeridinde, tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle büyüleyen Yeniboğaziçi Belediyesi; Yeniboğaziçi, Mormenekşe, Alaniçi, Yıldırım, Akova, Atlılar, Sandallar ve Muratağa köylerinine hizmet veren, Gazimağusa ilçesine bağlı önemli bir turistik bölgede yer almaktadır.
Citatslow Yeniboğaziçi, hem sakin yaşamı hem de zengin kültürel mirasıyla ülkenin en değerli turizm merkezlerinden biridir.
Yeniboğaziçi Belediyesi, bugün yaklaşık 30.000 kişiye hizmet vermekte; özellikle yaz aylarında eşsiz sahilleri, berrak denizi ve doğal yaşamıyla ziyaretçi akınına uğramaktadır.
2013 yılında Kıbrıs’ta ilk Cittaslow unvanını almış olan Yeniboğaziçi Belediyesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs genelinin ilk Cittalow kenti olarak tarihe geçmiştir.
Cittaslow felsefesinin gerektirdiği şekilde Yeniboğaziçi, yaşamın sade, huzurlu ve kaliteli bir akışa sahip olmasını hedefler. Bu anlayışla, yerel değerlerin korunması, kültürel mirasın yaşatılması ve sürdürülebilir bir çevrenin oluşturulması ön plandadır. Bu yaklaşım, bölgenin mutfak kültüründen sosyal yaşamına kadar her noktada hissedilir. Yavaş Yemek (Slow Food) çalışmalarıyla geleneksel tatlara sahip çıkan kent, Cittaslow Köy Pazarı aracılığıyla yerel üreticileri desteklemekte, doğal ve taze ürünleri halkla buluşturmaktadır.
Yeniboğaziçi yalnızca doğal güzellikleriyle değil, zengin tarihiyle de büyüler. Salamis Antik Kenti, St. Barnabas Manastırı, Kral Mezarlıkları ve Tarihi Su Kemerleri bölgenin geçmişten günümüze taşıdığı büyüleyici izlerdir. 8 kilometrelik sahil şeridi, Salamis Ormanı’nın ferahlatıcı yürüyüş parkuru, masmavi plajları ve doğal kumsalları ile bölge doğaseverlerin vazgeçilmez rotasıdır.
Kültür ve sanat da Cittaslow Yeniboğaziçi’nin yaşamının merkezindedir. Halk dansları, tiyatro, koro etkinlikleri ve bölgeye özgü festivaller hem yerel halkı hem de misafirleri bir araya getirerek kültürel bağları güçlendirir.
Her yıl düzenlenen Uluslararası Yeniboğaziçi Pulya Festivali, Mormenekşe Enginar Festivali, Alaniçi Hasat Festivali ve Mormenekşe Kültür Sanat ve Üretici Festivali bölgenin geleneksel dokusunu yaşatırken, Mart Dokuz’u Şenlikleri yüzyıllardır süregelen köy ritüellerinin günümüzde de canlı kalmasını sağlar.
Çocuk dostu bir kent yaratma hedefiyle kurulan Çocuk Belediyesi ise çocukların karar alma süreçlerine katılmasını teşvik ederek gelecek nesiller için sürdürülebilir ve demokratik bir kent kültürü oluşturur.
Huzurun, doğallığın ve kültürel zenginliklerin başkenti olan Cittaslow Yeniboğaziçi; sakin yaşamı, tarihi dokusu, eşsiz sahilleri ve misafirperver insanlarıyla sizi bekliyor.
Salamis, Gazimağusa2nın 8 km. kuzeyinde bulunan ve geçmişinin İ.Ö 11. Yüzyıla dayandığı araştırmalar sonucu ortaya antik bir şehirdir. Bronz çağı sonlarına doğru Anadolu ve Yunanistan’dan göç edenler tarafından kurulmuştur. Bu kent, M.Ö 707 senesinde Asur idaresinde sonra M.Ö 560 senesinde Salamis Kralı Evelton, Fenike ve Pers idarelerinde kalmış, daha sonra M.Ö 294 senesinde Ptoleme Krallığı ile Kıbrıs’ın başkenti haline gelmiştir. Roma zamanında toparlanmış, M.S 242-342 arasında yaşanan depremler dolayısıyla büyük zarar görmüştür. Bizans döneminde tekrar düzenlenen şehir M.S 647 yılında yaşanan Arap akınları ve depremler sebebiyle harap olmuştur. Halkı da Mağusa şehrine göç ettikten sonra şehir bu harap haliyle günümüze kadar gelmiştir.
Salamis Harabeleri, Kıbrıs’ta görülmesi gereken yerler arasında önemli bir yer tutar. Çeşitli uygarlıklara ve özellikle Roma dönemine ait kalıntılar, silindir şeklinde ve işlemesi bulunan sütunlar, surlar, anfi tiyatro alanı gibi görülmeye değer tarihi güzellikleri bünyesinde bulundurur.
KRAL MEZARLARI
Yaklaşık olarak 4 mil karaelik bir alanda bulunan Salamis Nekropol’u, Enkomi’den Salamis ormanının batı ucu ve St. Barnabas Mnastırına dek uzanır. Açığa çıkarılan mezarlar arasında görülen bir kısım mezarlar yapısal biçimler ve zengin buluntulardan dolayı Kral mezarları diye adlandırılmıştır. Başlıca mimari özellikleri, mezar odası önünde yer alan geniş, uzun ve meyilli alanlardır. Burada cenaze arabasını çeken atlar ölünün şerefine kurban edilip, yağ, şarap ve bal dolu küpler burada sıralanmaktadır. Araştırmalar mezarın M.Ö. 8. yy’da yapıldıklarını ve M.S. 4. yy’a değin kullanıldıklarını gösterir. Özellikle 47, 50 ve 79 no’lu kral mezarlarında zengin buluntulara rastlanmıştır. Bunlardan 50 nolu mezar, St. Catherine’e adanın küçük bir kilise olarak da kullanılmaktadır. Hıristiyanlık dinini benimseyen St. Catherine’in Salamis yöneticisi dayısı tarafından buraya hapsedildiğine inanıldığından, St. Catherine Hapishanesi olarak da anılmaktadır. Yapılan kazılarda, mezarların içinde çeşitliçanak, çömlek, tunç ve fil dişi nesneler ve kurban edilmiş atların iskeletlerine rastlanmıştır.
St. BARNABAS İKON VE ARKEOLOJİ MÜZESİ
St. Barnabas kilisesinde çoğunluğu 18.yy’dan kalma zengin bir ikon koleksiyonu bulunmaktadır. Manastırın avlusunda bulunan bazalt değirmen Enkomi yerleşim bölgesinden, diğer sütun ve taşlar ise Salamis’ten gelmiştir. Papazların yaşamlarını sürdürdüğü odalar ise restore edilerek bir Arkeoloji müzesi haline getirilmiştir. Müzede Kıbrıs’ın Neolitik Döneminden Roma Dönemine dek geniş bir çizgideki tarihsel sürece ait çşitli eserleri görebilmek mümkündür. Ayrıca tunç ve mermer eserleri de müzede serilenmektedir.
St. BARNABAS MANASTIRI
Salamis’te doğmuş Yahudi bir ailenin oğlu olan, St. Barnabas, Kudüs’te eğitim gördükten sonra Kıbrıs’a döner ve Hiristiyanlığı yaymak için M.S.45 yılında St. Paul ile çalışmaya başlar. Bu faaliyetlerden dolayı vatandaşları tarafından öldürülüp, cesedi denize atılmak üzere bir bataklığa saklanır. St. Barnabas’ın öğrencileri olayları izleyip, cesedi Salamis’in batısında bir yeraltı mağrasına gömerler ve göğsüne de St. Mathews’un yaptığı incilin kopyasını koyarlar. Cesedin yeri bilinmediğinden uzun yıllar gizli kalır. 432 yıl sonra piskopos Anthemios, mezarı rüyasında gördüğünü söyleyerek, açılmasını ister. Mezar açıldığında St. Mathews incili dolayısıyla, St. Barnabas teşhis edilmiş olur. Bu keşif sonrasında Piskopos, İstanbul’a giderek İmparator Zeno’yu bilgilendirir ve Kıbrıs kilisesinin özerkliğini kazanır. İmparator, gömütün bulunduğu yerde bir manastır inşası için yeterince bağışta bulunur. Manastır M.S. 477’de inşa edilir. Manastır bir kilise, avlu ve avlunun üç yanında bir zamanlar papazların yaşadığı odalardan meydana gelmiştir.
SALAMİS SU KEMERLERİ
Gereksinim duyulan tatlı sular önceleri pınar, kuyu ve yağmur sularından beslenen yer altı sarnıçlarından sağlanırken, pınar sularının uzak yerlere kanallar ile su kemerleriyle taşınmasına Roma döneminden itibaren başlanmış ve örneklerine Kourion, Ay. Napa, Baf ve Salamis kentlerinde rastlanmıştır. Bunların en güzel olanı, Değirmenlik Baş Pınarı ile Salamis arasında uzanan 23 km uzunluğundaki Salamis su kemerleridir. Salamis’e ulaşan sular önce büyük sarnıçlarda toplanmakta, sonra da kentin belirli yerlerinde bulunan sokak çeşmelerine dağıtılmaktaydı. Salamis su kemerler M.S VI. Yüzyılın son 10 yılında ve M.S VII. Yüzyılın başında Başpiskopos Plutarchus, Arcadius I ve İmparator Heraclius (M.S 618 veya 633) tarafından yeni eklenti ve tamiratlarla devrede tutulmuşlar, M.S XIII veya XIV. Yüzyılda ise Lüzinyanlar tarafından restore edilerek yeniden kullanılmışlardır.
"Yavaşlığın düzeyi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın düzeyi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Bir şey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır."